Bir şey isterken çoğu zaman aynı cümle dökülür dudaklarımızdan:
“Allah’ım hayırlısını ver.”

Bu cümle, ilk bakışta teslimiyet gibi görünür.
Ama biraz yakından bakınca fark ederiz ki, çoğu zaman bu duanın içinde gizli bir beklenti vardır.
İstediğimiz şeyin olmasını isteriz; sadece zarar vermemesini dileriz.
Yani hayrı, çoğu zaman sonuçla eşleştiririz.

Oysa “hayırlı” kelimesi, sandığımızdan çok daha derin bir anlam taşır.

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’ye göre hayır, insanın hoşuna gideni değil;
ruhu olgunlaştıranı, kalbi Hak’ka yaklaştıranı ifade eder.
Bu yüzden hayır her zaman rahatlatan, hızlandıran ya da mutlu eden bir sonuç olarak görünmez.

Biz bir kapının açılmasını hayır sayarız.
Oysa bazen hayır, o kapının kapanmasıdır.

Biz bir kavuşmayı hayır sanarız.
Oysa bazen hayır, uzaklaştırılmaktır.

Çünkü Rabbimiz bizim neyi istediğimizi bilir;
ama bizden daha iyi bildiği bir şey vardır:
Neye dönüşeceğimiz.

Bu yüzden Mevlânâ’nın işaret ettiği yerden bakıldığında,
“hayırlısını istemek” şu anlama gelir:

“Ya Rabbi, benim hoşuma gideni değil,
Senin ilminde beni Sana yaklaştıranı ver.”

Bu dua, sıradan bir istek değildir.
Bu, kulun aklının sınırlılığını kabul ettiği bir eşiktir.
Bu, “ben bilmiyorum” diyebilme cesaretidir.

Rıza da tam bu noktada başlar.
Rıza; başına gelen her şeyi sevmek değildir.
Rıza; anlamasan bile, olanın seni Hak’tan koparmadığını bilmektir.

Bazen rıza, sessiz bir bekleyiştir.
Bazen içten içe sızlayan bir kırılma.
Bazen de “olmadı” dediğin yerde gizlenen büyük bir rahmettir.

Mevlânâ’nın çok ince bir hatırlatması vardır (mana olarak):

“Sen şeker istersin, O bazen ilaç verir.
Çünkü O senin tadını değil, şifanı gözetir.”

Biz çoğu zaman hayrı, tatlı olanla karıştırırız.
Oysa hayır, her zaman tatlı değildir;
ama şifalıdır.

Bu yüzden Mevlânâ’ya göre hayır, bir sonuç değildir.
Hayır bir hâldir.
Kalbin aldığı şekildir.
İnsanın başına gelenle değil,
başına gelen karşısında kim olduğu ile ilgilidir.

Hayırlısını istemek, aslında şudur:
Sonuca değil, yöne razı olmak.
İstediğine değil, dönüştüğüne bakmak.
Ve hayatın her anında kendine şu soruyu sormak:

“Bu olan, beni Hak’ka yaklaştırıyor mu?”

Eğer cevap evetse,
orası hayırdır.
Görünüşü ne olursa olsun.

Ben Gönül Yolcusuyum… Kalbimin pusulasıyla yürür, gönlün çağrısını takip ederim.
Yolum içime, içimden sana akar.
Bu yüzden her buluşmamız: Gönül’den Gönlüne bir yolculuktur.
💜

.

.

Gönül’den Gönlüme bir yolculuktayım.